HALK DÜŞMANI VE ÇOCUK TÜCCARLARI


JAN KALAN

1998 yapımı Devlet Düşmanı filmini hatırlayanınız var mı? Kısa bir hatırlatma yapalım. Çok önemli bir siyasi cinayetin delillerini Robert Dean tesadüfen ele geçirir. Bir anda tüm istihbarat servislerinin hedefi haline gelen Robert’in hayatı bir kabusa döner. Devletin kullanabildiği yüksek teknolojik imkânlar ona kaçacak yer bırakmaz… Her şeyin filmlerde olduğunu sanan bizler için önemli gerçek nedir peki? İzlediğimiz filmlerde gördüklerimiz mi, yoksa yaşadığımız hayatta gözümüzü bantlayıp bizlere göstermedikleri mi? Senaristler gördüklerini mi yazar yoksa olmayan şeyleri mi? Bu film bende şu sıralar dünyanın üzerinde hâkimiyet sağlamış egemen güçlerin oyunlarını aklıma getirdi.

Peki, şu sıralarda oynanan oyunların senaristleri, yönetmenleri ve figüranları kimlerdir? İşte yanıtları… İnsanlara, ‘devlet halkına neler yaparı’ öğretiyor. O filmde askeri ve siyasi klasik savaş stratejisini anımsatan, esasları – “Savaş Sanatının en “Radikaller kuralları” ve kaos teorisi.’’ vs bunlar gerçekte olan şeylerdir. İşte bu filmin senaryosunda oyuncu Erdoğan ve ekibi yeni bir versiyon ile karşımızda. Alevi, Kürt, Arap çocuk, kadın düşmanı Erdoğan bu yeni filminde karşımızda bir CIA Ortadoğu ajanı, zebanisi rolünde karşımıza çıkıyor.

İlk sahne Suriye halkını cezalandırmak ve caydırmak için, ne yazık ki filme figüran olarak katılan ve perde arkasında yönetmen olarak duran ABD, batı Arap ülkeleri ve Amerika’nın çıkarları arasındaki büyük farklılıklara rağmen, bu operasyonun ‘hedefler listesini’ ekranda tüm şaşırtıcı ve hayali senaryolarını paylaşmak ortak bir amaç olarak kullanıyor. Yani Esad ve rejimi ancak bu hedeflerden çok, tanımın ötesinde, eldeki görev onu devirmek için değil zayıflatıp sonrada mevcut Suriye’deki ÖSO çetelerini korumak, güçlendirip Ortadoğu’nun başına bela etmek için olduğunu göstermektedir.


AKP ve Erdoğan’ın yazdığı ancak seyirciyle buluşturmadan, sadece kendilerinin izlediği bu filmi halka anlatırlar. Fakat film önce izlenir sonra eleştirmenler kendi yorum ve eleştirilerini katarlar. Bu öyle olmadı ‘ben filmi izledim, ben iyi dedim, sizde iyi diyeceksiniz!’ dayatması halktan geri döner. Halk kabul etmez. ‘Ben kimyasalı gördüm. Esad kulandı. Saldırın’ gibi sözleri tamamen bir senaryodur.


Suriye’de, Esad ve ekibi meşru halk savunmalarında, vatanlarını koruma savaşı olarak verdikleri haklı mücadeleye karşın, birkaç senaryo ile BM kimyasal uzmanlarını kandıracağını sanan AKP, ancak kendini inandırabilir. Kendi tabanını ve seçmenini kandırabilir. Fakat BM kimyasal uzmanları üzerindeki baskılar sonucu, BM kimyasal silah denetleyicileri kendi gözlemlerini, yorumlarını değil de, başka ağızlardan yazılmış, çizilmiş senaryolarla, gene başka ağızlardan açıklanan yalan- dolan hayali kimyasalları açıklıyor.

Halk düşmanı Erdoğan gibilerinin, devlet başkanı olacağım hayalleri için yapamayacağı şeyler yoktur. Mısır’dan büyük elçisini geri çeken Erdoğan, büyük ağabeyi Obama kulaklarını çekip ‘derhal büyük elçini geri gönder, Mısır üzerinde fazla konuşma, seçimde Mısır’ı malzeme yap. Daha seçime çok var, sen seçimde Mursi için duygu sömürüsü yap, Mursi’yi savun ki, Müslüman yobaz insanlar sana inanıp oy versinler. Ama şimdi değil. Büyük ağabeyini dinle, sen büyük ağabeyinin korumasındasın. Derhal büyük elçini geri gönder!’ sözlerinden sonra Erdoğan, ‘Tamam ağabey, derhal hemen gönderiyorum. Büyük elçimiz gönderildi ağabey, başka bir emriniz var mı?’ Obama Ağabey ‘şimdilik beklemede kal, seni devlet başkanı yapacağım.’

Erdoğan, ‘Mısır’a yeşil ışık yakmış durumda demezler mi?’ Sen diyordun ya ‘Ey kimyasal Erdoğan, hani Firavun’a karşı bir Musa çıkmış ya, bu Mısır’daki askeri rejime karşıda bir Musa çıkacak diyordun! Nerede? O Musa çıkmadı. Acaba, senin Mısır’a geri yolladığın büyükelçin, o Firavunun habercisi olmasın ya da senin Firavun olduğunu Mısır halkına anlatacak, sonra zemini hazırlayacak? Sende gideceksin askeri rejimle de görüşüp anlaşacaksın!

Ortadoğu’da kim emperyalizme karşı savaş veriyorsa, emperyalizme karşı vatanını savunuyorsa o zaman mobil konum devreye girer. Mobil konum batılı istihbaratların kullandıkları bir şifre aracıdır. Medyayı kullanma aracıdır ve yavaş konumda ise, yavaş yavaş psikolojik savaş duygu sömürü lobisi devreye girer. En tehlikeli olan okumuş cahil ve okumamış cahil cemaat ve dergâhlarda kalan dünyadan habersiz kişiler üzerinden yönlendirme, dini kullanarak etki altına alıp kullanma metodudur. Gizli konum ve maruz konum. Sadece kazanmak, amaca ulaşmak için para ve belirli amaçlar uğruna her şeyi yapan kişilerdir. Erdoğan ve ekibinde bütün bu saydığım şeyler fazlasıyla vardır.

Popüler bir diktatör asla kendi hatasını kabul etmez ve kendinde kusur bulmaz. Çünkü çevresinde gazcıları vardır. Onlar gaz verdikçe o da şahlanır Fırat suyu gibi.

20 yıl önce doğu ve güney doğuda olağanüstü hal valileri vardı. Onlar, o bölgenin deyim yerindeyse adeta Allahları gibiydiler, şimdi ise Ergenekon’dan içerdeler. Bugün onların yerinde, onların kullandığı taktikleri Erdoğan ve danışmanları yapıyor. Hem de daha güçlü bir kadro ve takviye polis devleti ile. Bu insanlar imam hatip mezunları ve fanatik sosyalist solcu düşmanları. Çoğu, çok zeki insanlar. Çıkarları için Erdoğan’ı iyi kullanıyorlar. Onların politikalarının ilaçları ekonomidir. Hiçbir tarihsel ya da rasyonel temele sahip değiller. Sadece Suriye’de ve dünyada ekonomik göstergeler hakkında daha fazla belirsizliğe ve kaosa neden olan bu kişiler Erdoğan’ın lobisidir. Para ve faiz lobisi diyordu ya Erdoğan işte o para ve faiz lobisi yanı başında…

Yanı başındaki silah tüccarları Konya’daki Üzümlü Silah Atölyelerinde ayda 170 bin adet mermi üretiyor, ayda 30 binden fazla silah satıyor ve bu silahların parasını Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’deki bazı dinci şirketler ödüyor. Fason iş yapan Konya Beyşehir ilçesine bağlı Üzümlü beldesinde eskiden günde 2 silah yaparlardı şimdilerde 24 saat çalışanlar var.

Bölgede ekonomin hızla yükselmesinde bir nevi Suriye’deki savaşında payı da var. Suriye’de savaş olmasaydı, o fason silah tüccarları dükkânlarına kilidi vurup evlerine giderdi. Hal böyle iken o silah tüccarları Erdoğan’a destek verip daha çok elleri kanlı çetelere silah satmak için sponsor ülkelere gidip, yeni silahlarını tanıtıp, müşterilerine silah satmakla meşgul olsunlar AKP ve lobisi de bu silahların parasını ödeyecek dış destek arayışında. Bu silahlar Suriye’de masum insanların kanını dökmek için yapılıyor. Hem de bu silah fabrikalarında çalıştırılan mülteci Suriyeli çocuklara günde 5 TL maaş ve yemek veriliyor. O küçük masum Suriyeli çocukları malzeme yapan para ve savaş lobisi Erdoğan’ın yanı başında. Taksim için faiz lobisi diyordu oysa en büyük faiz ve para lobisi Konya’da çocukları mülteci kampından alıp, Konya’ya okula göndereceğiz diyerek ailelerinden alınıp silah tüccarlarının faiz ve para lobisine teslim eden Erdoğan ve ekibini de lanetliyorum. Hiç bir savaş hukukunda yoktur ki masum insanları öldürmek ve kullanmak. Hele ki çocukları bu savaşta alet edip kullanmak hiç bir dinde yoktur. AKP başlı başına bir sahte dindir, dini çocukları sömürme dinidir

Erdoğan ve Davutoğlu’nun taktikleri yeni değildir. Yukarıda anlattığımız gibi kaos teorisi var. Davutoğlu, gizli bir Yahudi topluluk organizatörüdür, bir devlet okulunda yıllarca eğitim verdi, milletvekili olmadan bakan oldu. Sadece kartları çevirmeden, tekrar tekrar kendimize hatırlatmamız gerekir ‘Sorun nedir?’ Esad sorun değildir. Sorun El-Kaide ve El-Nusra terör örgütleridir. Bölgedeki tüm kötülüklerin gücü ve ana kaynağı bu terör örgütleridir. Bu koalisyon gözünüzü iştahınızı açmış olabilir ama midenizi bulandırmasın. Sonra gereken gerçeklerle karşı karşıya kalırsanız, adres belli El-Kaide’dir. Hedef belli El-Nusra terör örgütüdür.

Ortadoğu’daki kaos teorisinin siyasi ve hukuki uygulamaları ile birlikte gurur, kibir ve kendini haklı çıkartarak Erdoğan yönetiminin kendi başarısız fikirlerine makyaj sürüp yüzlerini gizleyen yüzsüler ordusu AKP’dir. Ama o makyaj çökecek. Şimdilik beklemede kalınız sonu hayırlı olmayacak AKP’nin… Her gelişin bir de gidişi vardır.

Sonuç? Erdoğan’ın akıl hocası, DIŞİŞLERİ BAKANI DAVUTOĞLU’nun Konya Karamanlı OLDUĞUNU UNUTMAYALIM, onun memleketi kazandıkça o da seçimde oy kazanacaktır. Her ölen Suriyeli Davutoğlu’na oy olarak geri dönecek!

YASAL UYARI:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları JANKALAN aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece JANKALANtarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir>>” 

Webmaster Sitesi

All Rights Reserved.2013/JANKALAN is a global news agencydo not copyContent on this website is for general information purposes only. Your comments are provided by your own free will and you take sole responsibility for any direct or indirect liability. You hereby provide us with an irrevocable, unlimited, and global license for no consideration to use, reuse, delete or publish comments, in accordance with Community Rules& Guidelines and Tems and  .Conditions