KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Erdoğan tarafından önceki gün açıklanan pakete ilişkin yazılı açıklamada bulundu.


AKP ortada süreç bırakmadı

AKP’nin açıkladığı pakete deklarasyonla cevap vereceğini duyuran KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “AKP gelinen aşamada ortada bir süreç bırakmamış, şimdiye kadar yaptığı oyalama politikasını sürdürme ve bildiğini okumada ısrarını sürdürmüştür” dedi.

Türk Başbakan Erdoğan’ın önceki gün açıkladığı pakete ilişkin açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Bu pakette açıklananlarla oyalama yapıp bir seçim daha kazanmaktan başka bir şey düşünülmediği anlaşılmıştır” dedi. Kürt tarafının çabasının ve attığı adımların istismar edildiğini belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, pakette yansıyan zihniyeti sorgulayarak, şunun altını çizdi: “Paketi açıklayan zihniyet, Kürt sorununu yaratan zihniyetin kendini yeni koşullara uydurmuş bir versiyonudur. Bu paketle açıklananlar da siyasi sömürgeciliğin sürdürüleceği ve kültürel soykırımın devam ettirileceği anlamına gelmektedir.”
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Erdoğan tarafından önceki gün açıklanan pakete ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Önümüzdeki hafta AKP Hükümeti’nin izlediği politikalar ve açıkladığı paketle ortaya koyduğu tutuma bir deklarasyonla cevap vereceklerini açıklayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı’nın açıklaması şöyle:
“Ancak paketle ilgili tutumumuzu belirtmek için bu açıklamayı yapıyoruz. AKP’nin Kürt sorununu anlamadığı ve ciddi yaklaşmadığı bir daha görülmüştür. Açıklanan paket, AKP’nin çözümü değil, çözümsüzlüğü bir politika olarak benimsediğini ortaya koymuştur. Bu pakette açıklananlarla oyalama yapıp bir seçim daha kazanmaktan başka bir şey düşünülmediği anlaşılmıştır. Türkiye’nin en temel sorununa bir seçim hesabı ekseninde yaklaşmak ve oyalama için toplumun önüne birkaç kırıntı atmak, bu sorunu çözme zihniyeti ve kapasitesinde olmadığını göstermiştir. Zaten yöntemi demokratik olmayan bir siyasi çalışmadan temel demokratikleşme sorunlarını çözmesi beklenemezdi. Demokratik olmayanlar gerçek demokratikleşme adımları da atamazlar.
AKP Hükümeti bu tutumuyla Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin sorunu çözmek için ortaya koyduğu irade, attığı adımlara ve yaptığı büyük fedakarlıklara basit yaklaştığını ortaya koymuştur. Kürt Halk Önderi sorunu çözmek ve Türkiye’yi kalıcı barışa kavuşturmak için önemli adımlar atarken, AKP Hükümeti gayri ciddi yaklaşarak çözüm için atılmış bu önemli adımları seçim hesaplarına, bir tarz haline getirilmiş ve yıllardır sürdürülen oylama politikasına kurban etmektedir. Herkes bilmelidir ki, Kürt halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi, AKP Hükümeti yeni bir oyalama fırsatı ve zamanı bulsun, bir seçim daha kazansın diye bu adımları atmamıştır. AKP Hükümeti’nin, Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin attığı adımları Kürt sorununu çözme ve kalıcı barışı sağlamak için ele almadığı açıkça görülmüştür. AKP, sağlanan çatışmasızlığı ve yaratılan çözüm zeminini Kürt Halk Önderi’ni bir araç haline getirmek ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni de tasfiye etmek için zaman kazanma ve pozisyonunu güçlendirmek için değerlendirmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım başlı başına Kürt Halk Önderi’nin başlattığı süreci sabote etme anlamına gelmektedir. AKP gelinen aşamada ortada bir süreç bırakmamış, şimdiye kadar yaptığı oyalama politikasını sürdürme ve bildiğini okumada ısrarını bir daha sürdürmüştür.”Kürt sorununu bir halkın ulusal varlığını tanımama ve siyasi iradesini kabul etmeme politikası yaratmıştır. Çözümü de ancak Kürtleri bir ulusal toplum olarak tanımak, siyasi iradesini muhatap almak ve toplumsal haklarıyla birlikte kendi kendini yönetme hakkını tanımakla sağlanır. Kürtleri bir toplum olarak tanımayan, toplum olmaktan kaynaklı haklarını kabul etmeyen, siyasi iradesini muhatap almayan hiçbir yaklaşım ve politika Kürt sorununu çözemez.Bir çözüm; sorunu yaratanların “Ben sana şunu bunu veriyorum, ya da vermiyorum” demesiyle gerçekleşemez. AKP Hükümeti Kürtlerin neye hakkı olup olmadığını kendisi tespit edemez. Bunları ancak Kürtlerin siyasi iradesi olan kurum ve Önderlerle tartışarak ve müzakere ederek tespit edebilir. Çözümü sağlatacak adımlar böyle atılır. Bunun dışındaki her yaklaşım Kürt sorununu yaratan zihniyetin devam etmesi anlamına gelir. Bu da siyasi egemenliğini sürdürmek ve Kürtleri kültürel soykırıma uğratmakta ısrar etmektir.

Siyasi sömürgecilik sürecek

Bu paketi açıklayan zihniyet, Kürt sorununu yaratan zihniyetin kendini yeni koşullara uydurmuş bir versiyonudur. Bu paketle açıklananlar da siyasi sömürgeciliğin sürdürüleceği ve kültürel soykırımın devam ettirileceği anlamına gelmektedir.

Derin devletten farkı yok

Kürt Halk Önderi bir yıl önce başlayan görüşmeler sonucu demokratik zihniyetin ve demokratik siyasetin devreye girmesini ve bu temelde Kürt sorununun çözümünü hedeflemiştir. AKP Hükümeti ne demokratik siyasetin yapılmasının koşullarını sağlamak için adım atmış, ne de sorunun çözümü için demokratik siyasetin yol ve yöntemlerini uygulamıştır. Hegemon zihniyette olanların, diktatörlerin, ben bildiğimi okurum diyenlerin yol ve yöntemlerinde ısrar etmiştir. Türk Başbakanı etrafına topladığı beş on adamla Türkiye’nin en temel sorunları konusunda politika belirlemektedir. Bunun on yıllar önceki derin devlet yaklaşımlarından bir farkı yoktur. Zaten AKP de şimdi kendi oluşturduğu derin devletiyle çalışmaktadır. Parti örgütü ve Meclis sadece bu siyaset tarzının örtüsü olarak kullanılmaktadır.

Müzakere ve uzlaşma esastır

AKP demokratik zihniyeti ve demokratik siyaseti kendi hegemonik zihniyeti ve yapılanmasının sonu olacağını düşünmektedir. Bu nedenle demokratik siyasetin işlemesini ve demokratik siyaset yol ve yöntemleriyle sorunların çözülmesini sağlayan adımları atmaktan kaçınmaktadır. Demokratik siyasetin bir gereği de sorunların çözümünü muhataplarıyla konuşup müzakere etmektir. Dayatma ve bildiğini okuma hegemonik otoriter zihniyetin ifadesiyken, müzakere demokratik zihniyetin ve demokratik siyasetin gereğidir. Demokrasilerde müzakere ve uzlaşma esastır. Türkiye’nin en temel sorununda müzakere ve uzlaşma yöntemine başvurulmuyorsa hangi demokrasiden ve demokratik siyasetten söz edilebilir?

Muhatap almamanın gerekçesi

Yöntemi demokratik olmayanın açtığı paket de demokratikleşmeyi getiren adımları ihtiva etmemiştir. Zaten etmesi de mümkün değildir. AKP’nin bu yaklaşımı demokratik olmayan çevrelerin “Biz  kimseyi muhatap almayalım, bazı şeyleri kendimiz yapalım” söyleminin pratikleşmesidir. Çünkü muhatap almak Kürtleri toplum olarak tanımak anlamına gelmektedir. Bu da zihniyet değişimi ve demokratik siyaset temelinde doğru yol ve yöntemleri uygulamayı getirir. AKP Hükümeti’nin yapmadığı ve yapmaktan kaçındığı da budur.

Bazıları yapmak zorundaydı

AKP bu paketle sadece başta Kürtler nezdinde olmak üzere kamuoyunda teşhir olmuş ve meşruiyetini kaybetmiş bazı uygulamalardan vazgeçtiğini belirtmiştir. Yine siyasi sömürgecilik ve kültürel soykırımı engellemeyen, hatta bunlara örtü olan bazı adımlar atacağını söyleyerek göz boyamaya çalışmıştır. Kuşkusuz bunları da Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve demokrasi güçlerinin mücadelesi sonucunda yapmak zorunda kalmıştır. Ancak bunları da bir çözüm için değil de, en fazla teşhir olduğu kamburlarından kurtulup çözümsüz politikalarını, yani siyasi egemenlik ve kültürel soykırım politikalarını yeni koşullarda sürdürmek için gündeme getirmiş ve yapmıştır.

Sorumsuzluk gösterildi

Siyasi sömürgecilik ve kültürel soykırım politikalarını sürdürmede artık kendilerine yararı olmayan bazı şeylerden kurtulma yaklaşımı Kürt Halk Önderi’nin başlattığı köklü çözüm ve kalıcı barış sürecinin ruhuna terstir. Bu sürecin gereği olan tutumları gösterme ve pratik adımları atma yerine bu süreci başlatan ve Kürtlerin siyasi iradesi olan muhataplar yokmuş gibi kendi bildiğini okumak ve göstermelik adımlar atmak böyle bir sürecin varlığını ortadan kaldıran tutum ve pratik içine girmek anlamına geldiği gibi en başta da tüm Türkiye halklarına karşı gösterilmiş bir sorumsuzluktur.

Yüzeysel ve ciddiyetsiz

Pakette Alevilere yönelik bazı şeylere yer verip sonradan da bunların reddedileceğini ve tepki yaratacağını düşünerek vazgeçmesi AKP Hükümeti’nin sorunlara nasıl yüzeysel, ciddiyetsiz ve günü birlik yaklaştığını göstermektedir.
Kürtler ve Türkiye halkları Kürt Halk Önderi’nin başlattığı yeni sürece AKP oyalama yapsın, seçim kazanmak için zaman kazansın diye değil, Kürt sorununu çözmesi için destek vermiştir. Bu nedenle Kürt halkı ve demokrasi güçleri oyalama ve seçim hesabıyla süreci boşa çıkaran, hatta bitiren AKP Hükümeti’nden hesap sormalı ve demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için mücadeleyi yükseltmelidir.

  BEHDİNAN

 

7 HRK’linin kimlikleri açıklandı

İran ile HRK gerillaları arasında 16 Temmuz’dan beri devam eden çatışmalarda yaşamını yitiren 7 gerillanın kimlikleri açıklandı. 

PJAK Basın ve İrtibat Merkezi, İran ordusunun Güney Kürdistan sınır hattındaki çatışmada 7 HRK’linin hayatını kaybeden gerillaların kimlik bilgilerini kamuoyuna duyurdu.Açıklamaya göre yaşamını yitiren gerillaların kimlikleri şöyle: 
“1991 Seqiz (Doğu Kürdistan) doğumlu, Berfin Çilçeme kod adlı Sirewe Fetullahi.
1980 Tatvan/Bitlis doğumlu, Zerdeşt Tetwan kod adlı Serdar Adar.
1985 Halep (Suriye) doğumlu, Evindar Gare kod adlı Meryem Aliko.
1992 Kobani (Güneybatı Kürdistan) doğumlu, Faruq Baz kod adlı Xerib Beşar.
1991 Dêrka Hemko (Güneybatı Kürdistan) doğumlu, Rêbaz Koçer kod adlı Muhyeddin Tahir.Ayrıntılı kimlik kimliklerine ulaşılamayan Agit ve Serhildan Wan kod adlı gerillalar.